
21/9/2007
Türkü bilmeyen Türk müdür?
Türkünün sadece bir müzik türü olduğunu düşünüyorsanız ya türkü dinlememişsiniz ya da can kulağıyla dinlememişsiniz demektir. Türküleri can kulağı ile dinlemek önemlidir, çünkü türküler bu topraklara can vermiştir.
Türkü, elbette ki sadece bir müzik türü değildir. Aynı zamanda Türk’ün kimliğini de ele verir. Zira türkülerde şiir var, hikmet var, tarih var, hayata dair kurallar var. Türkülerde Allah var, ahlak var. Vefa var türkülerde, aşk var, ayrılık var. Sabreden, acı çeken, pişman olan, bazen aceleci ve sabırsız olan, bazen oyunlara katılan, bazen de gözyaşı döken insan var. Yani türkülerde tüm beşeri özellikleriyle var insan. İncelik var türkülerde, sevgiden önce saygı var. Değil sevdiğine kem söz söylemek, siz diye hitap etmek var. Dahası türkülerin yaşanmışlığı var. Bundan sonra kim bakar sesin güzelliğine, müziğin kalitesine...
Sadece bize has olan türkünün yanında başka müzik türleri de var elbet. Ancak bize has olduğundan olsa gerek sadece türküler bizi anlatmaktadır. Türkiye’de yapılan diğer müzikler bizden çok Batı’yı yansıtmakta, bununla kalmayıp onları da bize taşımaktadır. İşte bu tür müzikler yalnız Batı’yı bize taşımakla kalmıyor, gelmişken eli boş dönmüyor ve bizden de bazı değerleri götürüyor.
Günümüzde Batı’nın ekonomik sömürüsü kadar kültürel sömürüsü de var. Bunun bir gereği olarak Batı, kültürel değerlerimizi hızla yok ediyor. Türküler, kültürümüzü her yönüyle yansıtan en önemli zenginliğimizdir. Bu nedenle türkü bilmek, kültürümüzü bilmek; türkü dinlemek ise kültürümüze sahip çıkmaktır.
Batı, elindeki en güçlü silahı medya vasıtasıyla kendi müziğini ve bunlara çektiği (ekseriyetinin de ahlaksız olduğu) videoları döndüre döndüre yayınlatarak özellikle gençlik üzerinde büyük tahribatlar yapmaktadır. Bundan daha vahim olanı ise bu tür müziklerin yerli taklitleridir. Türü ne olursa olsun müzik yapan kahir ekseriyetin yakalamak istediği bir Batı standardı var. Ancak sadece enstrüman olarak taklit söz konusu olsaydı belki sorun olmayabilirdi. Zaten burada Batı müziğini anıyor oluşum enstrüman olarak değil, müziklere yazılan sözler nedeniyledir. Yerli taklitlerin içi boş, anlamsız ve kimi zamanda edepsiz sözlere sahip oluyor oluşu işin vahametini ortaya koyuyor.
Türkü ve diğer müzik türleri arasında sadece müzikal rekabet değil aynı zamanda bir kültür savaşı vardır. Türkü söyleyen biri ile mesela bir pop şarkıcısı arasında giyim kuşamlarından, konuştukları Türkçeye, hal ve hareketlerine kadar birbirleri arasında büyük zıtlıklar vardır. Bu fark kılık-kıyafetten kullandıkları kelimelere kadar belirgin bir şekilde dinleyiciler de görülüyor. Özellikle bazı yerlerde (mesela İstanbul’da Kadıköy’ün bazı muhitleri, İstiklal Caddesi gibi yerlerde) gençlerdeki tuhaf kıyafetler, tuhaf hareketler, tuhaf kelimeler dinlediklerin müziklerin bir ürünü değil de nedir?
Batı müziğine hayranlık, Batı’ya hayranlığı da beraberinde getiriyor. Eurovizyon şarkı yarışmasında İngilizce bir şarkı ile birinci olmamız başarı değil, içine düşülen aczin en renkli resmidir. Bir sonraki yıl da yine yarışmaya İngilizce bir şarkıyla katılmamız, üstelik bir de yarışmaya katılan şarkıcının “Türkçe söylemek geri kafalılıktır” tarzında cümleler sarf etmesi; kendini, dahası kendi kimliğini yok saymaktır. Oysa türkü, Batı karşısında bir duruş, bir var oluştur. Yozlaşmaya karşı en muhkem kalelerden biridir. Kimi ozanların Batı ve Amerika’yı yermesi, bunları müziklerine taşıması, Türkü ile diğer müzik türleri arasındaki farkı ortaya koyması açısından da önemlidir.
Türkü bilmeyen tarih de bilmez
Başlığı abartılı bulsanız da ben, türkü bilmeyenin tarih de bilemeyeceğini düşünüyorum. Türkülerin konusuna baktığımız zaman sadece şimdiki gibi sığ aşk teması olmadığını görüyoruz. Yazının başında da değindiğim gibi insana ait her şey türkünün konusu olabiliyor. Bunlar arasında şehirler, savaşlar ve kahramanlar da var.
Savaşların, yoklukların, gidip de gelmeyenlerin olduğu yıllarda, hem gidenlerin arkasından türkü yakılıyor hem de gidilen yerlere türkü yakılıyordu. Daha sonra ağızdan ağza söylene söylene ve nesilden nesile aktarılarak yakın tarihe kadar gelmiş, derlenmiş ve kayıt altına alınmıştır. Söz konusu sıkıntıların atlatılmasının ardından halk arasında bunlara ilişkin tek belge neredeyse türküler kalmıştır. Günümüzde bile halkın büyük çoğunluğunun tarih okumadığını göz önüne alırsak bundan yüz-yüz elli yıl önce yakılmış ve hala söylenen türkülerin önemi daha da artmaktadır.
Şimdi ben size Yemen desem, aklınıza ilk gelecek olan “Yemen Türküsü”dür. Yakın zamana kadar Yemen’le ilgili bilinen tek şey neredeyse işte bu türküydü. Birinci Dünya Savaşı’nda Yemen Cephesi’nde olan biteni sadece bu türkü ile biliyor halk. Yemen ile ilgili söylediklerimizi Çanakkale Savaşı için de söyleyebiliriz.
Çanakkale’yi zihnimizde canlı tutanlardan biri Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri için yazdığı şiiri ise diğeri de Çanakkale Türküsüdür. Irak işgal edilmemiş olsaydı biz Kerkük’ü türkülerden biliyor olacaktık. Balkanlardan Kafkasya’ya ve oradan güneyimize kadar, yıllar önce buralarda neler yaşandığını yine türküler anlatır bize. Tek tek şehirler anılır, buraların kahramanları anlatılır. Mesela Drama Köprüsü adlı türkünün kahramanı Debreli Hasan nerede yaşamıştır, Drama nerededir, türkünün konusu neyi anlatır? Görüldüğü üzere sadece bir türküyle bile Makedonya’ya uzandık. Mübadele yıllarını, o yıllarda insanların çektikleri sıkıntıları hatırladık. Siz söyleyin şimdi, bu türküyü dinleyenler Makedonya’nın bir zamanlar bizim olduğunu nasıl unutabilir?
Burada sadece birkaç türküyü örnek vermiş olsam da örnekler bu sayfaya sığmayacak kadar fazladır ve söz konusu örnekler sadece günümüze kadar gelmiş olan, yani ancak derlenebilmiş olanlardır.
Yakılmış birçok türkünün konusunda bugün, Misak-ı Milli sınırları dışında kalan şehirler vardır. Bu diyarların ne bedeller ödendikten sonra elimizden çıktığını anlatır türküler. Sadece bu türküleri bilmek bile tarih kitaplarıyla arası iyi olmamış halkın tarih bilincini diri tutmaya, buraların bir zamanlar bizim olduğunu hatırlatmaya yeter. Sayfalarca anlatılacak bir konuyu iki dizede anlatır türküler.
Demek ki türküler insanın ufkunu da açıyor, gönlünü de.
Tüm bunlardan sonra türkü bilmeyen/dinlemeyen hatta türkü dinlemeyi modern dünyaya adapte olamamışlık olarak algılayanlara, sahip oldukları değerler açısından nasıl bir kimliğin yakıştığının yanıtını varın da siz verin.
Alıntıdır: tıklayınız

Konu: merhaba
cok mutluyum cunku Türküm, iyi gunler :)
Bağlantı »